Ortalama

Son dönemde online mecralarda bizim insanımıza dönük sürekli bir ırkçılık var, aşağılama var. Politikacılar gelir geçer, rejimler bile. Kimisi bunları hak ettiğimizi düşünebilir nereye kime baktığınıza göre değişir bu. 

Ben sokakta gördüğüm nur yüzlü amcalara, teyzelere bakıyorum. Sokak hayvanlarını besleyen insanlara. Yetimlere yardım edenlere. Komşusu aç kalmasın diye yemek götürenlere, öğrencilerle ilgilenenlere. Çalıştığım yerdeki arkadaşlarıma, komşularıma, anneme babama kardeşime bakıyorum. Sonra dönüp Atatürk’e. 

Ortalamayı siz belirlersiniz. Hedeflerinizi de. Bu ülkede güzel insanlar var. 

Hep vardı, hep var olacak. 

Yeter ki unutmayalım.

Covid Sürecinde Ekip Yönetimi

Insider’da Covid sırasında yaklaşık 50 civarı QA arkadaşımız bulunuyordu. Şu an bu rakam 60’a yaklaştı ve metodlar kısmen değişti bu yüzden bu yazıyı karantina zamanı uyguladığım bazı metodlar olarak değerlendirmenizde fayda var. 

Öncelikle şirket olarak şeffaflıktan yana olduğumuz gerçeğiyle işe başlamak lazım, bulunduğumuz pazarların, şirketin, rakiplerin, partnerlerin bize olan etkisi, aldığımız önlemler konusunda çok nettik. Bu konuda şikayetler de aldık, bazı kararları tekrar tekrar duyurduk anlaşılmayan şeyler varsa birebir de konuştuk. Bunu yaparken sakin durduk, pozitif olmaya çalıştık. Bir liderin ekibine umut vermesi, örnek olması çok önemli. Panik yapılacak, kaçacak, negatif olunacak zaman değildi.
Şimdi kısa kısa maddeler halinde özetlemeye başlayalım.
1- Pozitif tutum, karantina zamanı herkesin korkuları var, ailesi, işi, geleceği için endişe ediyor. Siz şirket olarak ne kadar açıkça güven vermeye çalışanız da bir lider olarak insanlara her şeyin iyi olacağı mesajını vermeniz gerekiyor. Yeri geldiğinde işler kötü gidiyor olabilir ama tutumunuzu pozitif yaklaşımınızı değiştir memelisiniz.
2- Micro Management, sevdiğim bir şey değil ama karantina zamanı çoğu işi sıkıcı takip etmeniz lazım. İletişim tarafında, çözüm tarafında kopukluklar olabiliyor, insanların dikkati/odağı kayabiliyor bu yüzden normalde olmadığından daha fazla süreçleri takip etmelisiniz.
3- Over Communication, projelerin fail etmesinin en büyük sebeplerinden biri eksik veya yanlış iletişimdir, tüm ekip remote çalışırken fazla iletişim göz çıkarmaz. Bunu hem birebir hem de takım ölçeğinde yapmaya çalıştık. Örneğin bizim yapımızda tamamen agile bir kurgu var, bununla birlikte ayrı business gibi yönettiğimiz kısımlar da mevcut, bu taraflara haftalık birer toplantı attık ve bir kaç soruya cevap aradık:
Sprintte kritik bir geliştirme var mı?
Herhangi bir hata veya sorunla karşılaşıldı mı?
Herhangi bir yardıma ihtiyacınız var mı?
Önemli işlerde ne durumdayız?
4- Donanım ihtiyacı, evinde monitor, sandalye vs olmayan arkadaşlar bunları ofisten temin etti. Elimizdeki test cihazları ekiplere dağıttık. Bunun yanında test için ayrıca browserstack üzerinden hesap açtık herkeste her cihazın olması mümkün değildi, bunun üzerinden yürüdük.
5- Hedefler konusunda netlik, karantina zamanı performansta, işlerde bir düşüş olmaması, partnerlere destekte sorun yaşamamak en büyük önceliğimizdi. Partnerlerimiz krizle uğraşırken onları elimizden gelen en iyi şekilde destekledik. Eforumuz çok arttı, ekip çok uzun saatler boyunca çalışmak zorunda kaldı, tüm bunları yaparken çok büyük projelerimizde aksamadan devam etti. Özellikle bu dönemde ekibin gösterdiği fedakarlık ve emekleriyle gerçekten gurur duydum. Tüm dünya durmuşken biz tam gaz çalışmaya devam ettik, çok büyük işlere imza attık.
6- Takımdaşlık, remote çalışmak ok ama karantina olunca dönem dönem destek alması gereken arkadaşlarımız oldu. Ekipçe etkinlikler yaptık, bol bol kamera açıp sohbet ettik, ben pek katılmadım ama epey bir yarışma ve oyun düzenlendi, insanların moralleri yüksek tutulmaya çalışıldı. Birlikte bir şeyler içtik, yemek yedik, eğlendik. Şirketin etkinliklere ara vermemesi güzeldi. Bu dönemde özellikle Learning&Devopment ve Talent ekipleri liderleri besledi, örnek meetingler, eventler paylaşıldı, rehberler atıldı ve eğitimler verildi. 
Elbette her şey güllük gülistanlık olmadı, OKR sistemi kullanıyoruz genel ekip ve şirket metriklerinde sorun çıkmadı ama ben mesela ekipteki arkadaşlarımın kpiları konusunda yeterli özeni ve takibi gösteremedim. Orada kişisel gelişim tarafında kaçırdığımız fırsatlar oldu. 
1-1 olarak yaptığımız toplantılarda salgın, karantina stresiyle başka memnuniyetsizlikleri kaçırdığım bir iki arkadaş oldu. 50 kişilik ekipte olabilir gibi gelebilir ama bizim için her insan kıymetli ve çok potansiyelli bu arkadaşların sorunlarına daha hızlı aksiyon almam gerekirdi.
Normalde ofiste günde 2-3 kere tur atar insanların moduna, enerjisine bakarım, bunu yapmakta çok zorlandım. Gidip birisinin omzuna dokunup günaydın demekle kameradan genel toplantılar yapmak aynı şey değil. Buna daha iyi çözümler lazım, daily, x,y,z toplantıları aynı şey değil. 
Bunların dışında ben genel olarak yaptıklarımızdan gurur duydum. Kazasız belasız zor bir dönemi geride bıraktık. Yukarıda yazdıklarımın bazıları temel şeyler ama insanların çok temel şeyleri kaçırabileceğini biliyorum bu yüzden paylaşmak istedim.  
 

Covid Zamanı Online Alışverişler ve Hız

Covid yüzünden bir kaç aydır evdeyiz, alışverişlerin hepsi online’a döndü, tecrübelerimi paylaşayım.

Amazon Türkiye; gayet hızlı ve düzgün teslimat yapıldı. Evde çalışmaya başlayınca kamera ve mikrofon lazım olacaktı ilk günler de hemen almıştım onun etkisi de olabilir.

idefix: Valla üçüncü siparişimi verdim karantina boyunca, sitesinde bilgiler güncel, sorunsuz teslimat var. Bir kaç gün gecikmişti sanırım ilk sipariş ama memnun kaldım.
İkea: Kaç yıldır pc için sandalyem yoktu, eve çıktığımdan beri… 11 günde geldi. Kargo web sitesinden öndeydi.
Dore Müzik: Kargo sitedeki bilgiden önce geldi, sitelerini pek güncellemiyorlar galiba ama hızlı teslimat oldu. Ürün de gayet iyi. 

Getir: Sabit 2-3 restoran kullandım, genelde iyiler ama yemek siparişlerinde yanlış ya da farklı ürün gelebiliyor. Oturup uğraşmadım, hız ve hizmet iyi olduğu için şimdilik sorun yaratacak derecede büyük bir şey olmadı muhtemelen restoranlar olmayan ürünleri güncellemiyor oraya hallettiler mi 10 numara.
Yemeksepeti: Bildiğimiz gibi işlerinde iyiler, bir sıkıntı çekmedim. 

Gezegen Savunması – 1

Bilim kurgu okurken arada aklıma çeşitli sorular geliyor bir yerde toplayalım ileride üstüne kafa patlatırız. Bunların bir kısmı benim hikayenin devamında konuşuluyor olmalı bu yüzden bu arada sıkıntı yok 🙂

1- Mevcut füze sistemlerinin gezegen dışı hedefler için hazırlanması.

Kıtalar arası füzeler dışında lazım oldu hadi uzaydaki hedeflere yürüyelim dersek ülkelerin elindeki füzeler bu konuda çok limitli, nükleer başlık taşıyan bu tarz füzeler muhtemelen gezegen dışı hedeflere ulaşabilir ama burada belli bir standardizasyon yoktur muhtemelen.

2- Herhangi bir aksiyon sırasında koordinasyon.

Askeri koordinasyon sağlayan kurum ne olacak herhangi bir gezegenler arası çatışma durumunda. Rusya ile ABD ortak olabilecek mi? Komuta kimde?

3- Erken Uyarı Sistemleri.

Gezegenin farklı konumlarında gelecek herhangi bir saldırı tespit edecek istasyonlar var mı? Güneş sisteminin uç sınırlarında erken tespit sistemi gibi bir şeyler var mı?

4- Gezegen Savunması.

Tekrardan gezegenin etrafına ve yer yüzüne konuşlandırılmış yeterli savunma sistemleri var mı? Olası bir saldırıda dünyaya gelecek bir grup uzaylı muhtemelen silah olarak bizden ileride olacak onları durduracak, dünyayı nukeleyip inmesini engelleyecek sistemlerimiz var mı?

5- İletişim. Çoğu iletişim kanalı artık uydulara bel bağlamış durumda. Uydular uzayda ve yeterli savunmaya sahip değil, uyduların down olduğu durumda kendimizi hangi kanallarda koordine edeceğiz, iletişimi sağlayacağız, bu kaynaklar belirli mi? Ayarlı mı?

6- Stok ve üretim imkanları.

Herhangi bir saldırıda ilk vurulacak yerleri düşündüğümüzde yedekte, muhtemelen yer altında üretim için ve barınma için yeterli sistem olmalı. 

Bu arada

Döndüm 😉

Depreme Hazırlıkla Alakalı Çalışmalar

Building Security In Maturity Model

Bilgi Güvenliği online işletmelerin özellikle son dönemde ilk önceliklerinden birisi olmaya başladı. Bulundukları ülke, tabii oldukları yasalar, açıldıkları pazarlara göre çeşitli kuralları takip etmek zorunda olan firmalarda bu süreçlerde nerede olduklarını bilip ona göre belli bir plan yapabilmek önemli bir ihtiyaç.

Insider’da güvenlik konularıyla ilgilenmeye başladığımdan beri farklı modelleri ve standartları takip etme fırsatım oldu. Edindiğimiz tecrübeleri ve takip ettiğimiz modellerden birisini paylaşıp bu alanda nasıl başlayacağını bilmeyen insanlara bir fikir verme niyetindeyim. Aynı zamanda sektördeki farkındalığı arttırmak elbette amaçlarımdan birisi.

Building Security In Maturity Model, “nasıl yapılır?” sorusuna cevap aramaktan ziyade “nasıl yapılıyor? sorusunu cevaplar. Bunu yaparken kendi durumunuzu sektörle kıyaslamasına yardımcı olur. Mevcut araştırma ve standartların uygulanmasını ve pratikleri belli bir çatı altında toplar ve değerlendirir. Building Security In Maturity Model(BSIMM) 9 ile çalışmaya 120 firma katılmış. Bunların dağılışını raporda bulabilirsiniz.

Öncelikle çalışmayı buradan indirebilirsiniz: https://www.bsimm.com/download.html formu doldurmak zorunda değilsiniz.

Building Security In Maturity Model(BSIMM) Framework bilgi güvenliği alanında ki çalışmaları 4 alanda toplar:

  • Governance 
  • Intelligence 
  • SSDL Touchpoints 
  • Deployment 
Bu 4 domain altında, 12 aktivite ve 116 çalışma vardır ve bunlar çeşitli seviyelere ayrılır.
 

 

Örneğin Governance altındaki Training başlığına bakalım:

Bu başlıklar üzerinden fikir sahibi olabilir, daha sonra paylaşılan scorecard ile de kendi skorunuzu hesaplayabilirsiniz. İndireceğiniz dosya içerisinde BSIMM geçmişinden günümüze detaylı bilgiler ve sektör kıyaslamaları mevcuttur.

Biz bu kıyaslamaları yaparken bir yandan da organizasyonumuzu sürekli ileri götürmek için bu domainleri paylaşırız ve ortalama skorumuzu her çeyrek yükseltmek için hedefler belirlenir. Örneğin benim ilgi alanım daha çok Governance ise ekibimizde ki başka bir arkadaş Intelligence başkaları ise SSDL ve Deployment alanlarında çalışır. Bu çalışmaları tasklar halinde haftalık takip ederken skor durumumuzu her çeyrek kontrol ederiz.

Level 1’de ki çalışmaları çoğu firma yaparken Level 3’e doğru geldikçe bunların katılım oranının azaldığının fark etmişsinizdir. Başarılı ve ciddi firmalarda bu 12 kısımda da aktivitelerin yapıldığını özel olarak belirtmek gerekir. Firmanız büyüdükçe bu çalışmaların hepsini yapıyor olmalısınız ama ufak bir firmaysanız Level 1’den başlayıp büyüdükçe daha fazla kaynak ayırarak üst seviyeleri hedef alabilirsiniz.

Konu hakkında herhangi bir sorunuz olursa özelden ulaşabilirsiniz, elimden geldiğince yardımcı olmak isterim.

Bizi Bekleyen Keşif

https://www.youtube.com/watch?v=1SmLHecAlDg

All Good Things 1994 yılında yayınlanmış Star Trek: The Next Generation serisinin final bölümü.

“That is the exploration that awaits you, not mapping stars and studying nebula but charting the unkown posibilities of existence.”

Star Trek, X-Files gibi dizilerle büyüye bildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bilinenin dışında şeyleri düşünme, keşfetmeye çalışma, hayal gücünü kullanma bunu yaparken kendini tanıma, hayatına anlam katma inanılmaz bir duygu.

İnsanlığa bu keşifte yardımcı olmak gerek. Üşüyoruz Q.

Özlem

Hiç bir şey düşünmemeyi özledim.
Dertsiz, tasasız yaşamayı.
Kendimi sulara bırakıp sadece suyun sesini, güneşin tenimi yakışını…
Sadece yola bakıp koşmayı, etrafımdakileri görmemeyi.

Kendi IP’mizi nasıl yaratmalıyız?

Selamlar, farklı bir seri ile başlamak istiyorum. Konu kendi IP’mizi nasıl yaratırız ve ben bu konuda neler yapmayı planlıyorum. IP(Intellectual Property) kavramı bir oyuncuyken hiç duymadığım bir terimdi ama sektöre girdikten sonra ne kadar önemli olduğunu ve firmaların bu değer için milyonlarca dolar ödediğini öğrendim. Yeni bir oyun yapacaksanız hali hazırda bilinen bir IP ile çalışmak rakip ürünler içerisinden sıyrılmanızda ekstra bir katkı olabilir ama benim gibi kendi fikirlerinizle yola devam etmek ve ilerde Warhammer ya da Warcraft gibi markalar yaratma peşindeyseniz böyle bir derdiniz olmamalı zira bu markaların oluşması için gereken süreler hiç kısa değil.
Türkiye yayıncılık açısından şanssız bir ülke. Nüfusumuza göre okuma oranlarımız düşük.
Bununla birlikte TV izlenme oranlarımız inanılmaz yüksek.
Ülkemizde çizgi roman ve kitap kültürü pek gelişmediğinden herhangi bir çalışma yapılacaksa bunu görsel olarak çok fazla kitleye ulaşabileceğimiz TV veya Youtube gibi kanallar üzerinden yürütmeli veya direkt oyun üzerinden “yerli oyun” etiketiyle etki yaratmaya çalışabiliriz. Oyunlar için çıkmış çoğu kitabın oyundan sonra çıktığını düşünürsek ana hedef oyunsa bu yoldan gidilebilir. Okuma oranlarımız düşükken genç nüfus sayesinde oyun oynayan kitle sayımız gün geçtikçe artıyor. Çoğu korsan oyuna odaklanırken f2p modeli ile para harcamaya hayır demiyor.
Şu an elimde çizer bir arkadaş olmadığından kendi yapabildiğim yazın kısmından devam edeceğim ama oyun çalışmalarının yanında birisini ayarlayabilirsem çizim işine de ilk fırsatta girmeye meraklıyım. Bu arada red vs blue gibi serilere hayran olmakla birlikte bunların hepsine arkadaş ve zaman gerektiğinin de farkında olduğumu belirtmem lazım. İnşallah bir gün başkaları bizim geliştirdiğimiz oyunlar üzerinden kendi serilerini üretirler.