Değişim ve Motivasyon

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında tip 2 diyabet teşhisi aldım. Bu yazıda teşhis sonrasında hayatımda nelerin değiştiğini, beni neyin motive ettiğini ve süreç boyunca fark ettiğim bazı önemli noktaları paylaşmak istiyorum.

Normalde bu konuları video formatında anlatmayı tercih ederdim. Hatta hiking yaparken kayıt alma fikri hâlâ aklımda. Ama şimdilik düşüncelerimi yazıya dökmek daha gerçekçi.

Bu yazı bir tavsiye listesi değil. Daha çok kişisel deneyim ve gözlemler.

1. Sağlık: Geciktirmemek Her Şeyi Değiştiriyor

Temmuz’da sağlığımın ne kadar kötü olduğunu, üç ay insülin kullanıp sonrasında toplamda 25 kilo verdikten sonra fark ettim. Garip ama gerçek: İnsan bazen ne kadar kötü durumda olduğunu ancak toparlamaya başlayınca anlayabiliyor.

Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey şu oldu:

Eğer bir sağlık probleminden şüpheleniyorsanız, gecikmeyin.

Gerçekten. Bu hafta bir randevu alın ve doktora gidin.

Çoğu insanın yaptığı gibi “biraz daha bekleyeyim” demek genelde hiçbir şeyi iyileştirmiyor.

Ben teşhis aldığım andan itibaren ilaçlarımı düzenli kullanmaya ve beslenmeme dikkat etmeye başladım. Süreci benim için radikal şekilde değiştiren şeylerden biri de sensör kullanımı oldu. Yediğim şeylerin vücuduma etkisini somut olarak görmek, karar alma biçimimi tamamen değiştirdi.

Sonuç beklediğimden hızlı geldi:

Üç ay sonra insülin kesildi

Beşinci ayda ilaçlar azaldı

Şu an kendimi çok daha iyi hissediyorum.

2. Motivasyon: Duygu Değil, Tasarım Meselesi

Sağlık güçlü bir motivasyon kaynağı gibi görünür. Ama pratikte çoğu insan için bu her zaman yeterli olmuyor. İnsan, riskleri bildiği hâlde harekete geçmeyebiliyor.

Bunu kendi geçmişimde çok net yaşadım.

Yıllar önce sol tendonumda bir zedelenme olmuştu. Doktora gittim, egzersiz verdi, MR istedi. Egzersizleri iki hafta yaptım, sonra bıraktım. MR’ı da çektirmedim.

Sebep çok tanıdık:

“Kim uğraşacak şimdi?”

Ama bugün aynı durumda olsam davranışım tamamen farklı olurdu. Çünkü artık önceliklendirme biçimim değişti.

Burada fark ettiğim şey şu:

Motivasyon çoğu zaman duygusal bir durum değil, yapısal bir problem.

Hayatta sizi çeken, ileri doğru iten bir amaç yoksa disiplin kurmak çok zorlaşıyor. İnsan bir şeyler uğruna çabalamak istiyor. Bu şey büyük olmak zorunda da değil.

Amaç gerçekçi olmak zorunda değil. İşlevsel olması yeterli.

Örneğin:

“Bu sene rock star olmak istiyorum.”

Gerçekleşme ihtimali tartışılır. Ama böyle bir hedef koyduğunuzda zihniniz hemen çalışmaya başlıyor:

  • Müzik teorisi öğrenmek gerekir
  • Bir enstrüman çalmak gerekir
  • Beste yapmak gerekir
  • İçerik üretmek gerekir

Bir anda ortada yapılacak işler listesi oluşur. Amaç, davranış üretmeye başlar.

Motivasyon tam olarak budur.

3. Disiplin ve Aksiyon: Asıl Oyun Burada

En zor kısım motivasyon bulmak değil, süreklilik sağlamak.

Hayatınızı değiştirmek için bir sebebiniz olabilir. Ama disiplinli şekilde harekete geçmek bambaşka bir beceri.

Yakın zamanda bunu tekrar yaşadım. Kasık bölgesinde bir sağlık problemi çıktı.(fıtık) Eskiden olsa muhtemelen aylarca doktora gitmezdim. Bu kez hiç düşünmeden randevu aldım.

Çünkü artık zihinsel modelim değişti:

Sorun → Bekle → Umut et

yerine

Sorun → Aksiyon al → Plan yap

Şimdi refleksim şu şekilde çalışıyor:

  • Bu durumda ne yapabilirim? (tedavi)
  • Ne yapamam? (koşamam, fitness yapamam)
  • Alternatifler neler? (kitap, müzik, shadow boxing?!?!?)

Enerjin yok mu? Spora git.

Hava soğuk mu? Koşuya git.

Canın istemiyor mu? Yüzmeye git.

Disiplin çoğu zaman duyguların arkasından gelmez. Aksiyonun arkasından gelir.

Başlangıçta kendinizi iyi hissetmezsiniz. Ama devam ettikçe sistem çalışmaya başlar.

Benim için ölçülebilir aktiviteler özellikle etkili oldu. Yürüyüş, koşu gibi sporlarda ilerlemeyi net biçimde görebiliyorsunuz. (strava, fotoğraf çekip instagram’dan takip etme) Bu da zihni kandırmak yerine ikna ediyor.

En kritik nokta ise şu:

Durmamak.

Mükemmel olmak gerekmiyor. Devam etmek gerekiyor. Adım adım.

4. Yeni Şeyler: Beynin Yakıtı

İnsan yeni şeyler öğrendikçe tuhaf bir şekilde canlanıyor.

Gitar öğrenmeye başladığımda bunu çok net hissettim. Uzun zamandır yaşamadığım bir heyecan geri geldi. Kendimi yeniden meraklı bir çocuk gibi hissettim.

Yeni bir şey öğrenmek zihni sıfırlıyor.

Bu bir hobi olabilir, bir beceri olabilir, tamamen alakasız bir alan bile olabilir.

Önemli olan şu:

Kendinizi yeni uyaranlara maruz bırakmak.

Yeni müzikler, yeni kitaplar, yeni uğraşlar… Bunlar zaman doldurma aktiviteleri değil. Zihinsel enerji kaynakları. Hele kaliteli, güzel şeylerse!

Sonuç: Büyük Değişimler Küçük Aksiyonlardan Geliyor

Geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:

Hayatımı değiştiren şey büyük kararlar değil, küçük ama sürekli aksiyonlar oldu.(şimdilik tabi bu 6-8 aylık bir tecrübe özeti)

Motivasyon beklenen bir şey değil.

İnşa edilen bir şey.

Disiplin hissedilen bir şey değil.

Uygulanan bir şey.

Ve çoğu zaman en büyük ilerleme, sadece devam edenlerde oluyor.

Zaman ve İnsan Olmak Üzerine

Aşağıda bazı şeylerin tahmini yaşlarını sırasıyla paylaşıyorum:

  • Evren: 13,8 milyar yıl
  • Güneş: 4,6 milyar yıl
  • Dünya: 4,54 milyar yıl
  • Dünya’daki ilk yaşam: 3,5 – 3,8 milyar yıl
  • İnsanlık (Homo sapiens): 300 bin yıl
  • Ortalama insan ömrü: 73 yıl

Eğer evren bir yıl olsaydı, bir insan ömrü yaklaşık 0,16 saniyeye denk gelirdi.
Saatinize baktığınızda fark etmeden geçen bir an kadar.

Tüm bu uğraşlar; politik veya ideolojik ayrışmalar, savaşlar, para, şan, şöhret…
Evrensel ölçekte karşılığı sadece 0,16 saniye.

Dünyanın evrendeki kapladığı alan ise son derece küçük. Kabaca ifade etmek gerekirse, Dünya / Evren ≈ 1 / 10²⁹ gibi düşünülebilir. Bu ölçekte bakıldığında, kozmik anlamda ne kadar küçük bir noktada var olduğumuz daha net görülüyor.

Ama burada kritik bir AMA var.

Bugüne kadar bildiğimiz kadarıyla, evrende tespit edilebilen tek yaşam Dünya üzerinde. Ve bu yaşam formları içinde insanı diğer canlılardan ayıran temel bir özellik bulunuyor:
İnsan, bilincinin farkında olan; bu bilinçle anlam üretebilen ve geleceğini bilinçli olarak şekillendirebilen tek varlık.

Bu da her bir insanın varlığını, istatistiksel bir tesadüften öte, oldukça nadir bir olgu haline getiriyor.

Buna rağmen, bu benzersizliği korumak ve geliştirmek yerine, çoğu zaman onu boşa harcamak — hatta yok etmek — için ciddi bir çaba harcıyoruz. (tür olarak)

Bireysel olarak hayatı anlamlandırmanın yolu; tür olarak ne kadar var olabileceğimize, ne kadar gelişebileceğimize, ne kadar yayılabileceğimize ve buna ne ölçüde katkı sunabildiğimize bağlı gibi geliyor bana. (elon musk gibi 12313 çocuk yapalım her birimiz demiyorum aman dikkat)
Bir bilim kurgu hikâyesinde yaşamıyoruz; ama zamanın bu kadar sınırlı, ölçeğin bu kadar büyük olduğu bir evrende, insanlık olarak enerjimizi nereye harcadığımızı ara sıra durup düşünmekte fayda var.

AI Araçlarını Değerlendirme Üzerine

Son iki yılda AI dünyasında yaşanan hızlanma, özellikle SaaS şirketlerinde çalışan QA ve Quality Engineering ekiplerini zor bir noktaya getirdi. Her hafta yeni bir AI tool, framework, agent, ya da “oyun değiştirici” olduğu iddia edilen bir kütüphane duyuruluyor.

Peki bu kadar çok seçenek varken:

  • Hangilerini denemeliyiz?
  • Hangilerini görmezden gelmeliyiz?
  • Ne kadar zaman harcamak mantıklı?
  • Deneme ile üretime alma arasındaki çizgi nerede?

1. Problemi Araçtan Önce Tanımla

AI araçlarını değerlendirirken yapılan en büyük hata şu:

Bu tool çok iyiymiş, bize de lazım olabilir.

Doğru soru her zaman şudur:

  • Hangi problemi çözmek istiyoruz?
  • Bu problem bugün gerçekten ekipte hissediliyor mu?
  • Mevcut yöntemlerle çözülüyor ama pahalı mı, yavaş mı, sürdürülemez mi?

Örnek:

  • Test case yazımı çok mu zaman alıyor?
  • E2E testleri flaky mi?
  • Log analizi manuel mi yapılıyor?
  • Incident sonrası RCA dokümantasyonu hep mi eksik kalıyor?

Eğer net bir problem tanımı yoksa, AI tool büyük ihtimalle oyuncak olarak kalacaktır.

2. “Agent” Hype’ına Karşı Gerçekçilik

Agent’lar yükseliyor, evet. Ancak şunu ayırmak gerekiyor:

  • Demo’da çalışan agent
  • Production’da güvenilir agent

Değerlendirirken şu soruları sorun:

  • Agent deterministik mi, yoksa her koşuda farklı sonuç mu üretiyor?
  • Yanlış karar verdiğinde geri dönüş (rollback) mümkün mü?
  • İnsan onayı (human-in-the-loop) var mı?
  • Loglanabilir ve debug edilebilir mi?
  • Halüsinasyon yönetimi

3. Deneme Süresi: Zamanı Kısıtla

Her yeni tool için sınırsız deneme zamanı vermek, ekibi dağıtır.

Önerim:

  • Time-boxing: 1–2 hafta
  • Net bir POC hedefi
  • Ölçülebilir başarı kriteri

Örnek POC hedefleri:

  • “Bu tool ile regression test yazma süresi %30 azalıyor mu?”
  • “Flaky test oranı düşüyor mu?”
  • “Incident analiz süresi kısalıyor mu?”

Eğer süre sonunda net bir kazanım yoksa, tool rafa kaldırılmalı. Belli bir zaman sonra tekrar şans verebilirsiniz.

4. Değerlendirme Kriterleri

Bir AI aracı için ekibinizle birlikte şu başlıkları mutlaka değerlendirin:

Teknik Kriterler
  • CI/CD entegrasyonu kolay mı?
  • Mevcut stack ile uyumlu mu?
  • Versiyonlama ve breaking change yönetimi nasıl?
  • Vendor lock-in riski var mı?
Operasyonel Kriterler
  • Hata verdiğinde kim debug edecek?
  • Observability var mı?
  • Rate limit / quota yönetimi nasıl?
Güvenlik & Gizlilik
  • Test dataları nereye gidiyor?
  • Erişmek için güvenlik politikalarını güncellemek gerekiyor mu?
  • PII / customer data kullanımı var mı?
  • SOC2 / ISO gibi standartlara uyum durumu ne?
Ekip Etkisi
  • Junior’lar için öğretici mi yoksa tamamen soyutlayıcı mı?
  • Takımı daha mı bağımlı hale getiriyor?
  • Manuel düşünme ve troubleshooting kaslarını köreltiyor mu?
  • Öğrenmesi, kullanması kolay mı?

5. “Herkes Kullanıyor” Bir Kriter Değildir

Herkes bunu kullanıyor.

Bu, hiçbir zaman yeterli bir gerekçe değildir.

Şu sorular daha değerlidir:

  • Benim scale’imde çalışan kim var?
  • Benim problemime benzeyen bir case var mı?
  • 6 ay sonra hâlâ kullanılan bir örnek var mı?

6. Üretime Alma Kararı: Sessiz ve Kontrollü

Bir tool başarılı bir POC’den geçse bile:

  • Önce sınırlı scope
  • Feature flag veya opt-in kullanım
  • Geri dönüş planı
  • Faydasının nasıl ölçülüp takip edileceğinin netleşmesi

şart.

7. En Kritik Soru: Bu Tool Olmadan Ne Kaybediyoruz?

Son karar öncesi kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

Bu aracı kullanmazsak 6 ay sonra ne kaybederiz? Kullanırsak ne kazanırız?

Cevap:

  • “Biraz daha yavaş oluruz” ise → bekleyebilirsiniz
  • “Ölçeklenemiyoruz” ise → yatırım yapın
  • “Kalite kör noktaları oluşuyor” ise → ciddiye alın

Bunların tersten karşılığı pozitifse yine değerlendirilebilir.

Sizin ekibinizde son 6 ayda rafa kaldırdığınız bir AI aracı oldu mu?

2025’ten Kalanlar: AI ile Çalışma Tecrübeleri

Hazır yeni yıla girmişken geçtiğimiz yıldan edindiğimiz tecrübelerin bir kısmını paylaşıp ufak bir değerlendirme yapmakta fayda var. 2025 yılı, AI ve teknoloji tarafında yalnızca hız kazandığımız değil, çalışma şeklimizi kökten değiştirdiğimiz bir yıl oldu. AI işleri hızlandırıyor ama bilgi, tecrübe ve rehberlik olmadan kaliteyi düşürme riski var. Bir web sitesi üzerinden soru sormayı bırakıp aktif yazılıma ve işlere dahil edildiği belli ihtiyaçları büyük oranda karşılarken bazı alanlarda daha fazla zaman harcanmasına ihtiyaç var.

Dokümantasyon

Dokümantasyon artık pasif bir bilgi kaynağı değil, aktif bir üretim girdisi.

Ürün ekiplerinde gördüğüm en büyük değişiklik, dokümantasyonun öneminin peşine de yazılan dokümantasyonun kalitesinin, içeriğinin ve sayısının ciddi şekilde artması oldu. Agent’lara öğretmek için kural setleri, rehberler ve içerikler hazırlanırken ekipler bu alana ciddi yatırım yapmaya başladı. Yaptıklarını da yine AI ile kontrol edip güncel tuttuktan sonra da gerçekten güzel içerikler oluşmaya başlıyor. Bu farklı ekipler arasındaki iletişimi, ürüne ve ekibe adaptasyonu hem insanlar için hem de agentlar için oldukça kullanışlı hale getiriyor. Hali hazırda bu kısmı kuvvetli olan ekipler daha hızlı adapte olurken diğerlerinin bu işlere baştan girmesi gerekebiliyor. İçeriklerin kontrolü çok önemli. Yanlış veya eksik bilgiyle beslenen sistemlerin basit ama kırıcı hatalar yapması olası bunun üzerinden de ekipler AI işe yaramıyor algısına kapılabilir.

Analiz

Kodlamaya geçmeden önce en büyük ikinci etkisi analiz tarafında oldu. Bunun hem analist pozisyonu için de hem de analist işlerine etkileri var. Sadece QA Analist, Business Analist gibi pozisyonları düşünmeyin Level 1 support işlerininde aslında bir iletişim ev analiz kısmı var basitte olsa, onlarda bu konudan etkileniyor, etkilenecek. Hali hazırda uğraştığımız bir sürü analiz/rapor işini AI’a devretmiştik, prompt yazmayı öğrendikçe, agentları daha aktif kullanmaya başladıkça(farklı roller, yetenekler, bağlantılar) bu işi tamamen AI’ya veriyoruz. Eskiden Excel’lerde geçen günler büyük ölçüde sona erdi; ancak neyi istediğini doğru anlatmak, çıkan sonucu değerlendirmek ve yönergelerle işi düzeltmek hâlâ en kritik becerilerden biri. Analiz derken Etki analizi ve Risk analizi gibi konulara dikkat etmek hala gerekiyor, AI’ın daha da gelişmesi gerek, çok iyi döküman ve prompt lazım, edge caseleri kaçırabilir, kaçıracaktır, bu tarz işlerde temel olarak bir süre kullanıp iyice denetlemek ve beslemek çok önemli.

Test

Manuel Yazılan test senaryolarının nerdeyse tamamı AI tarafından yazılıyor. Bu hem iyi hem de kötü şeylere yol açabilir. Sektörde tecrübeli birisi olarak en büyük endişem işin içinde olan insanların nasıl senaryo çıkarmaları gerektiğini öğrenememeleri, öğrenemeyecek olmaları veya tecrübe eksikliğinden eksik olan senaryoları hepten atlamaları. Bu özellikle chatgpt ile birlikte üniversite bitiren ve iş hayatına başlayan arkadaşlarda büyük sorunlara yol açabilir. Dokümanı AI yazdı, test senaryosunu AI çıkardı. Eksik yazıp yazmadığını kontrol edecek, eksikleri giderecek arkadaş bunu nereden öğrenecek? Ekibime aldığımız mühendis arkadaşlara her zaman önce iyi bir test uzmanı olmaları gerektiğini söylemişimdir. Sadece verilen senaryoyu otomasyona çevirerek iyi bir QA olunmaz. Bilginiz ve tecrübelerinizle kritik hataları yakalayacak, edge caseleri cover edecek seviyede olmalısınız. Bu dönemde yeni insanların eğitimi çok daha önemli hale gelecek. Muhtemelen daha az insan işe alınırken alınanlar hem daha yetenekli hem de daha iyi bir eğitimden geçmiş olmalı. Son zamanlarda en çok kafa yorduğum şey yeni mühendislerin eğitimi.

Otomasyon Testlerinde büyük ilerleme oldu. Backend tarafında yazılan API vs tarzı testler çok daha başarılı şekilde ilerliyor, bunları yaparken bu servislerin içerisinde business logicler varsa onlarında iyi bir şekilde anlatılması, örneklenmesi çok önemli. Fuzzing, mutation testlerinin, kütüphanelerinin de testlere eklenmesi kıymetli. Hız kazandırırken saçma kodlar yazabiliyor bu yüzden yine işin başında bilen birilerinin agentlarla desteklenen review etmesi, feedback vermesi ve sistem oturana kadar güncellemeler yapmayı bırakmaması önemli. Playwright’ın agent kısmı büyük gelecek vaat ediyor.

AI’ın Ekiplere İndirilmesi

Bu kısım farklı görüşlerin olduğu, insanların hem fikir olmadığı bir yer. Kısa kısa kendi görüşümü ve notlarımı paylaşayım, tek tek ekibinize bakmanız veya baktırmanız lazım, insanların nerede kullandığını incelemelisiniz, neler yaptığını incelemelisiniz ve gerçekten işe yarayan bir şeylere odaklanıp odaklanmadıklarını işin gereksiz kısmına yoğunlaşmadıklarını kontrol etmeniz lazım.

Genel bir sunum yaptım, 2 video çektim ile olacak bir şey değil. Her yenilik gibi bu da zaman alacak ama çok fazla vaktiniz yok. Yapılan işlerin business’a etkisine bakmanız gerek.

Örnek;

Development tarafı mı daha hızlı iş yapıp eforunu mu arttırdın?

Ürün kalitesini mi arttırdın? Roadmap’in mi kısaldı?

Tech dept’ini mi temizledin?

QA tarafı coverage’ını mı arttırdın? Coverage arttırdın peki işe yarıyor mu?

Çıkan bugların mı azaldı?

Testi mi hızlandırdın?

Gereksiz yere zaman harcayıp test setini şişirip sadece metrik mi kovalıyorsun? Kalite arttı mı?

Otomasyonu fixlemen mi kolaylaştı?

Code reviewlerinden dönen task sayısı mı arttı?

Basic şeylerden gol yemiyor musun?

Canlı ortama geçiş hızlandı mı?

Bunları bir süre yakından takip etmek ve insanlara rehberlik etmek lazım. Tüm dünya için yeni bir teknoloji rehberlik etmeden takip etmeden kendi kendine olacağı yanılgısına düşmeyin. İşlerini kolaylaştıracak şeyleri hem örnek olarak yapın, gösterin hem de çeşitli araçlarla besleyip takip edin.

Bunları daha hızlı benimseyip uzmanlaşacak kişileri devops ilk çıktığı yıllardaki gibi işin savunucuları ve öncüleri olarak kullanıp onların bilgisini yaymaya çalışın.

Ufak Bir Not

Farklı modeller, araçlar denemek şu dönemde iyi ama temel araç setlerinize ve pluginlere özellikle dikkat edin. Birbirine uyumlu olmayan araçların yanı sıra güvenli olmayan pluginler, extensionlar kullanıp güvenlik tarafını riske atmayın.

Security

İlk kısımda bahsettiğim gibi SOC Level 1 işleri tamamen buraya kayacak. Level 2 işleri kural yazılması, analiz kısmını hem hızlandıracak hem de kalite kazandıracak, kazandırıyor. Pentestlerin, kullanılan araçların da bir kısmı agentlara dönüyor. Araçlar tabi sadece sizin için değil saldırganlar için de gelişiyor, kompleks phising saldırıları daha akıllı open source saldırı setleri de geliyor.

Open Source / Business Dünyası

Bir ara kendimi geliştirmek için bir test management tool yazdırdım, AI’a tamamen, testlerinde ve deploymentında sadece kendim girdim. Bence bu tarz araçları cover edecek open source projeler çıkacak ve çoğu şirket bu alanda dara girecek. Misal yaptığım projeyi open source’a çekip benim gibi 10 kişi daha aktif kullanıp geliştirse piyasadaki ürünlerin %80’inin işini görecek araçlara kavuşacağız. Bir yandan çok hızlı startuplar çıkabilir, bir yandan çok hızlı open source araçlar çıkabilir, işini iyi ve kaliteli yapmak çok önemli.

2026

AI modelleri gelişmeye devam ediyor, daha ufak nm’li çipler gelecek, datacenter yatırımları artacak, daha fazla veri seti gelir mi bilmiyorum ama AI şirketleri daha fazla dataya ulaşmak için çalışıyor haliyle bu yeni modelleri nasıl test edeceğiniz, işinize nerelerde entegre edeceğinizi hızlıca planlayıp işe koyulun, geri kalmayın.

2026’ya girerken

Yeni bir yıla girerken hedefleri belirlemeyi seviyorum. Bu sene de kendime bir kaç madde seçtim.

1- En az iki tane şarkı yapmak.

Tahminimce senenin ilk çeyreğinde basit bir melodi ile de olsa 1 tane şarkı yapabilirim. Küçüklüğümden beri kafamda sürekli müzikler var, sonunda az da olsa hayal ettiğim şeyi gerçeğe dönüştürme şansı elde ettim, buna zaman ayırıp tamamlamalıyım. Henüz full gitar ile bir şarkı yapmam zor, biraz elektronik-house tarzı bir şeyler yapmayı planlıyorum. Güzel bir ritim üstüne gitar, belki basit bir solo deneyeceğim. Buna hafiften başladım niyetim ocak gibi bir tane demo çıkarmak.

2- İlk oyunumu çıkarmak ve 1 dolar kazanmak!

İki olasılık var, ya bir RTS ya da Space Simulation. Çok kompleks bir oyun yapmayacağım ama AI ile bu kadar yürüdüğümüz ve sırf bu iş için yeni bilgisayar topladığım dönemde bu işe gerçekten commit olup bitirmek lazım. Hikaye yazmaya sanırım lisede başladım, öncesinde zaten kitapta en azından roman vs çok okumuyordum. İlk okuduğum seri Ramses serisi ardından Stephen King sayesinde baya korku gelirim türüne sıçradım oradan da Fantastik Kurgu ve Bilim Kurguya, sonra gittikçe genişledi okuduğum kitaplar. İlk o ilgiyi çeken seriden sonra ardı ardına devam etti. İzlediğim ve en çok etkilendiğim seriler hep uzay ve bilim ve fantastik kurgu ile alakalıydı. X-Files, Star Trek, BattleStar Galactica, Expanse gibi sıralayabilirim. Sorun şu ki yazdığım hikaye ise fantastik kurgu 🙂 Sonunda biraz uzatıp ana karakteri dünyaya getirdim. Sonrasında gerçekten kendi evrenimi genişletmek ve güzel bir marka ortaya çıkarmak istiyorum. Bu yüzden muhtemelen Space Sim ile ilerleyeceğim.

3- Yeni bir hobi… dans.

Çok açıklamaya gerek yok 🙂 2 tane dans türünde uzmanlaşacağım. Dans ediyormuş gibi yapmaktan, dans etmeye geçmek lazım.

4- Üç yeni ülke

Polonya, Slovenya ve Japonya

İlk ikisi muhtemele daha ağır trekking/hiking için 3. ise pişmanlık. Muhtemelen ilk gideceğim Japonya olacak.

Piyano ve Gitar Nota İlişkisi

Küçüklüğümde bir süre piyano çalmıştım. Gitar notalarını kendi başıma anlamaya çalışırken başlangıçta oldukça zorlanmıştım. Daha sonra ders almaya başladığımda, hocamın piyano ile gitarı kıyaslayarak anlatması öğrenme sürecimi ciddi şekilde kolaylaştırdı. Hâlâ tüm notaları ezbere bildiğimi söyleyemem ama tecrübe kazandıkça bu bilgiler zamanla oturuyor.

Öncelikle notalardan başlayalım. Okulda bize notalar Do, Re, Mi, Fa, Sol, La, Si şeklinde öğretilir (solfej). Bunu hepimizin bildiğini varsayabiliriz. Şimdi bu notaları harf sistemine çevirelim:

Do → C
Re → D
Mi → E
Fa → F
Sol → G
La → A
Si → B

Eğer benim gibi müziğe piyano ile başladıysanız, önümüze bir piyano görseli alarak devam etmek konuyu daha anlaşılır hale getirecektir.

Do ile başlıyor, Si ile bitiyor. Mi ile Si arasında yarım ses vardır; arada siyah tuş yoktur. Siyah tuşlar, bir önceki notanın major’ü ya da bir önceki notanın bemolü olarak kullanılabilir.
Mi ve Si hariç, diğer tüm notaları gitarda sırayla çalarsınız; bemollere şimdilik takılmayın.

Gitarda standart akort (tuning) şu şekildedir:
E A D G B e — bunlar, telleri boş çaldığınızda çıkan notalardır.

Bu yüzden Mi’den sonra gelen ilk nota Fa’dır, ardından Fa# şeklinde devam eder.
Eğer Si’ye kadar ikişer yarım ses aralıklarla sayarsanız, tüm notaları sırasıyla bulabilirsiniz.

  1. perde, yine Mi notasına denk gelir.

Reddit’te şöyle güzel bir görsel var: https://www.reddit.com/r/guitarlessons/comments/cp7dg5/guitar_fretboard_octavesinrelationtopianooctaves/

Piyanoda sırayla gittiği ve yerleri aynı olduğu için öğrenmesi daha kolay ama mantığını kavradığınızda gitar’da da öğrenmek kolay. Tellerin isimlerini öğrenerek başlamak yeterli. Sonra ister böyle ezberleyin ister sık çaldığınız notalarla sindire sindire öğrenin size kalmış

GoDaddy Rewrite Sorunu – 2

Her şeyi hallettik dedik, ne güzel hayatımıza devam ettik. Sonra Google Analytics üzerinden site istatistiklerine bakarken ne görelim: 404 sayfası en çok ziyaret edilen sayfa olmuş!

Meğer sorun GoDaddy’nin otomatik güncellemelerinden kaynaklanıyormuş. GoDaddy blog’u otomatik güncellediğinde, temadaki functions.php dosyasını sıfırlıyor. Bu yüzden yaptığım yönlendirme değişiklikleri de uçup gidiyordu.

Sorunu kalıcı çözmek için bu sefer bir custom plugin yazdım ve yönlendirmeleri onun üzerinden yönetmeye başladım. Böylece güncellemelerden etkilenmeden çalışmaya devam ediyor.

Bu süreçte öğrendiğim kritik bir şey daha oldu: GoDaddy’nin hosting ortamı aslında Apache üzerinde çalışmıyor.

  • PHP-FPM via NGINX Unit kullanıyorlar.
  • Hosting ortamı Docker container tabanlı.
  • Yani ortada Apache mod_rewrite yok ve .htaccess dosyaları tamamen yok sayılıyor.

Kısacası, sorun .htaccess dosyanızın doğru yazılıp yazılmaması değil. Sorun, hosting altyapısının .htaccess’i hiç okumuyor olması. Bu yüzden WordPress’in rewrite kuralları dışında bir çözüm arıyorsanız, plugin yazmak veya WordPress’in kendi yönlendirme fonksiyonlarını kullanmak şart. Peki sorumuz, bu oyun başta nasıl çalıştı?

Cursor ile Oyun Yapımı Godot

Herkese tekrardan selamlar, bu yazımda cursor, gemini ile birlikte godot üzeriden bir mobil oyun yapma tecrübesi nasıl gerçekleşti onun üzerine tecrübelerimi paylaşacağım. Bu denemede geçtiğimiz haftalarda yaptığım oyunlardan birisini yine cursor ile godot4’e çevirmeyi ve bir mobil oyuna dönüştürmeyi denedim. Yaklaşık 2 saat uğraştığımı ve özellikle koda herhangi bir müdahale yapmadığımı özellikle belirteyim. Şu ana kadar ki tüm çalışmalarda amacım temiz bir promt ve oyuncu olarak yaptığım geri bildirimlerle ne kadar ileri gidebileceğimi görmekti. Kendim oyun yaparken yardımcı olması için kullanmaya çalışmıyor, tamamen 0 satır kod ile ilerletmeye çalışıyorum.

Öncelikle bu seferki çalışmada idealdeki hedefim Pixel City Defence oyununu bir mobil oyuna çevirmesini sağlamaktı. Haliyle mevcut oyunu incelemesini ve onu bir godot oyununa çevirmesini istiyordum. Bunun yerine nasıl olduysa oyunu 2. hafta yaptığım space shooter oyununa çevirdi! Elbette düşünme haritasını gözlemleme fırsatım oldu ama bozuntuya vermedim ve madem öyle devam dedim.

Kısaca gözlemlerimi paylaşayım. Godot’a hakim olmadığım için çok fazla teknik yönlendirme yapamadım, debuglama kısmı çok sorun çıkardı. Purse js ile oyun çok güzel yazıyor, godot’ta açık kaynak olduğu için o konuda rahat iş çıkarır diye bekliyordum. Günün sonunda bir oyun ortaya koydu ve oynanabiliyor ama web oyununa göre çok fazla sorun çıkartıyor ve düzeltmesi gerçekten çok girdi çıktı gerektiriyor. Örneğin bir uçak var 2 kanadından ateş edecek. Uçak ilk başta gözükmüyordu bunun feedback’i üstüne bir kare şeklinde uçağı haritanın ortasına koyduk fakat eski uçağın konumundaki ateşleme mekanizmasını bir türlü ortadan kaldıramadım. Kısaca uçak ateş ettiğinde bir kendi konumundan bir de oyunun başındaki konumundan ateş etmeye devam ediyor gibi düşünün.

Godot’un modüler yapısını kavrayıp kullanması beceremedik. Beceremedik diyorum çünkü benimde godot ile son uğraştığım herhalde ilk versiyon 4 çıktığında olmuştu. Ses kısımları başından itibaren çalışmadı, mevcut görselleri kullanmadı. Oyunun yapısın tamamen değiştirdi.

2 saat uğraştıktan sonra bıraktım projeyi, şimdilik başka bir kütüphane ile sıfırdan native oyun yazdırmayı denemek sonraki hedefim.