Aşağıda bazı şeylerin tahmini yaşlarını sırasıyla paylaşıyorum:
- Evren: 13,8 milyar yıl
- Güneş: 4,6 milyar yıl
- Dünya: 4,54 milyar yıl
- Dünya’daki ilk yaşam: 3,5 – 3,8 milyar yıl
- İnsanlık (Homo sapiens): 300 bin yıl
- Ortalama insan ömrü: 73 yıl
Eğer evren bir yıl olsaydı, bir insan ömrü yaklaşık 0,16 saniyeye denk gelirdi.
Saatinize baktığınızda fark etmeden geçen bir an kadar.
Tüm bu uğraşlar; politik veya ideolojik ayrışmalar, savaşlar, para, şan, şöhret…
Evrensel ölçekte karşılığı sadece 0,16 saniye.
Dünyanın evrendeki kapladığı alan ise son derece küçük. Kabaca ifade etmek gerekirse, Dünya / Evren ≈ 1 / 10²⁹ gibi düşünülebilir. Bu ölçekte bakıldığında, kozmik anlamda ne kadar küçük bir noktada var olduğumuz daha net görülüyor.
Ama burada kritik bir AMA var.
Bugüne kadar bildiğimiz kadarıyla, evrende tespit edilebilen tek yaşam Dünya üzerinde. Ve bu yaşam formları içinde insanı diğer canlılardan ayıran temel bir özellik bulunuyor:
İnsan, bilincinin farkında olan; bu bilinçle anlam üretebilen ve geleceğini bilinçli olarak şekillendirebilen tek varlık.
Bu da her bir insanın varlığını, istatistiksel bir tesadüften öte, oldukça nadir bir olgu haline getiriyor.
Buna rağmen, bu benzersizliği korumak ve geliştirmek yerine, çoğu zaman onu boşa harcamak — hatta yok etmek — için ciddi bir çaba harcıyoruz. (tür olarak)
Bireysel olarak hayatı anlamlandırmanın yolu; tür olarak ne kadar var olabileceğimize, ne kadar gelişebileceğimize, ne kadar yayılabileceğimize ve buna ne ölçüde katkı sunabildiğimize bağlı gibi geliyor bana. (elon musk gibi 12313 çocuk yapalım her birimiz demiyorum aman dikkat)
Bir bilim kurgu hikâyesinde yaşamıyoruz; ama zamanın bu kadar sınırlı, ölçeğin bu kadar büyük olduğu bir evrende, insanlık olarak enerjimizi nereye harcadığımızı ara sıra durup düşünmekte fayda var.