Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında tip 2 diyabet teşhisi aldım. Bu yazıda teşhis sonrasında hayatımda nelerin değiştiğini, beni neyin motive ettiğini ve süreç boyunca fark ettiğim bazı önemli noktaları paylaşmak istiyorum.
Normalde bu konuları video formatında anlatmayı tercih ederdim. Hatta hiking yaparken kayıt alma fikri hâlâ aklımda. Ama şimdilik düşüncelerimi yazıya dökmek daha gerçekçi.
Bu yazı bir tavsiye listesi değil. Daha çok kişisel deneyim ve gözlemler.
1. Sağlık: Geciktirmemek Her Şeyi Değiştiriyor
Temmuz’da sağlığımın ne kadar kötü olduğunu, üç ay insülin kullanıp sonrasında toplamda 25 kilo verdikten sonra fark ettim. Garip ama gerçek: İnsan bazen ne kadar kötü durumda olduğunu ancak toparlamaya başlayınca anlayabiliyor.
Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey şu oldu:
Eğer bir sağlık probleminden şüpheleniyorsanız, gecikmeyin.
Gerçekten. Bu hafta bir randevu alın ve doktora gidin.
Çoğu insanın yaptığı gibi “biraz daha bekleyeyim” demek genelde hiçbir şeyi iyileştirmiyor.
Ben teşhis aldığım andan itibaren ilaçlarımı düzenli kullanmaya ve beslenmeme dikkat etmeye başladım. Süreci benim için radikal şekilde değiştiren şeylerden biri de sensör kullanımı oldu. Yediğim şeylerin vücuduma etkisini somut olarak görmek, karar alma biçimimi tamamen değiştirdi.
Sonuç beklediğimden hızlı geldi:
Üç ay sonra insülin kesildi
Beşinci ayda ilaçlar azaldı
Şu an kendimi çok daha iyi hissediyorum.
2. Motivasyon: Duygu Değil, Tasarım Meselesi
Sağlık güçlü bir motivasyon kaynağı gibi görünür. Ama pratikte çoğu insan için bu her zaman yeterli olmuyor. İnsan, riskleri bildiği hâlde harekete geçmeyebiliyor.
Bunu kendi geçmişimde çok net yaşadım.
Yıllar önce sol tendonumda bir zedelenme olmuştu. Doktora gittim, egzersiz verdi, MR istedi. Egzersizleri iki hafta yaptım, sonra bıraktım. MR’ı da çektirmedim.
Sebep çok tanıdık:
“Kim uğraşacak şimdi?”
Ama bugün aynı durumda olsam davranışım tamamen farklı olurdu. Çünkü artık önceliklendirme biçimim değişti.
Burada fark ettiğim şey şu:
Motivasyon çoğu zaman duygusal bir durum değil, yapısal bir problem.
Hayatta sizi çeken, ileri doğru iten bir amaç yoksa disiplin kurmak çok zorlaşıyor. İnsan bir şeyler uğruna çabalamak istiyor. Bu şey büyük olmak zorunda da değil.
Amaç gerçekçi olmak zorunda değil. İşlevsel olması yeterli.
Örneğin:
“Bu sene rock star olmak istiyorum.”
Gerçekleşme ihtimali tartışılır. Ama böyle bir hedef koyduğunuzda zihniniz hemen çalışmaya başlıyor:
- Müzik teorisi öğrenmek gerekir
- Bir enstrüman çalmak gerekir
- Beste yapmak gerekir
- İçerik üretmek gerekir
Bir anda ortada yapılacak işler listesi oluşur. Amaç, davranış üretmeye başlar.
Motivasyon tam olarak budur.
3. Disiplin ve Aksiyon: Asıl Oyun Burada
En zor kısım motivasyon bulmak değil, süreklilik sağlamak.
Hayatınızı değiştirmek için bir sebebiniz olabilir. Ama disiplinli şekilde harekete geçmek bambaşka bir beceri.
Yakın zamanda bunu tekrar yaşadım. Kasık bölgesinde bir sağlık problemi çıktı.(fıtık) Eskiden olsa muhtemelen aylarca doktora gitmezdim. Bu kez hiç düşünmeden randevu aldım.
Çünkü artık zihinsel modelim değişti:
Sorun → Bekle → Umut et
yerine
Sorun → Aksiyon al → Plan yap
Şimdi refleksim şu şekilde çalışıyor:
- Bu durumda ne yapabilirim? (tedavi)
- Ne yapamam? (koşamam, fitness yapamam)
- Alternatifler neler? (kitap, müzik, shadow boxing?!?!?)
Enerjin yok mu? Spora git.
Hava soğuk mu? Koşuya git.
Canın istemiyor mu? Yüzmeye git.
Disiplin çoğu zaman duyguların arkasından gelmez. Aksiyonun arkasından gelir.
Başlangıçta kendinizi iyi hissetmezsiniz. Ama devam ettikçe sistem çalışmaya başlar.
Benim için ölçülebilir aktiviteler özellikle etkili oldu. Yürüyüş, koşu gibi sporlarda ilerlemeyi net biçimde görebiliyorsunuz. (strava, fotoğraf çekip instagram’dan takip etme) Bu da zihni kandırmak yerine ikna ediyor.
En kritik nokta ise şu:
Durmamak.
Mükemmel olmak gerekmiyor. Devam etmek gerekiyor. Adım adım.
4. Yeni Şeyler: Beynin Yakıtı
İnsan yeni şeyler öğrendikçe tuhaf bir şekilde canlanıyor.
Gitar öğrenmeye başladığımda bunu çok net hissettim. Uzun zamandır yaşamadığım bir heyecan geri geldi. Kendimi yeniden meraklı bir çocuk gibi hissettim.
Yeni bir şey öğrenmek zihni sıfırlıyor.
Bu bir hobi olabilir, bir beceri olabilir, tamamen alakasız bir alan bile olabilir.
Önemli olan şu:
Kendinizi yeni uyaranlara maruz bırakmak.
Yeni müzikler, yeni kitaplar, yeni uğraşlar… Bunlar zaman doldurma aktiviteleri değil. Zihinsel enerji kaynakları. Hele kaliteli, güzel şeylerse!
Sonuç: Büyük Değişimler Küçük Aksiyonlardan Geliyor
Geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:
Hayatımı değiştiren şey büyük kararlar değil, küçük ama sürekli aksiyonlar oldu.(şimdilik tabi bu 6-8 aylık bir tecrübe özeti)
Motivasyon beklenen bir şey değil.
İnşa edilen bir şey.
Disiplin hissedilen bir şey değil.
Uygulanan bir şey.
Ve çoğu zaman en büyük ilerleme, sadece devam edenlerde oluyor.